İspanya Zeytin Sektörü

İspanya Avrupa kıtasının güney batı ucunda bulunan İber yarımadasında bulunmaktadır. Yarımadanın beşte dördünü kaplayan bir Avrupa Birliği Devletidir. Ülkenin doğusu ve kuzeydoğusunda Akdeniz bulunmaktadır. Kuzeyinde, kuzeybatısında ve güneybatısında iki kıta arasını dolduran Atlas Okyanusu yer alırken, kuzeydoğusunda Fransa ve Andorra Cumhuriyeti, batısında Portekiz bulunmaktadır. Akdeniz’deki Balear Adası ile Atlas Okyanusunda bulunan Kanarya Adaları İspanya’ya aittir.

İspanya iklim olarak genellikle kuraktır. Kurak iklimlerin özelliklerine yakın İspanya’nın iklimi genelde yazları sıcak, kışları ise soğuk geçmektedir İspanya’da iklim bölgeleri, kuzeybatı İspanya, doğu kıyı ve iç kesim olmak üzere üç farklı kısıma ayrılmaktadır. Kuzeybatı İspanya, Atlas Okyanusu iklim alanı içine girmektedir. Her mevsim bol yağmur almaktadır. Okyanusun yakın olması sebebi ile yazlar ılık, kışlar çok yumuşak geçmektedir.  Yağışlar kuzeyden güneye doğru azalmaktadır. İç kesimdeki ova ve yaylalarda kara iklimiyle karışık Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir Özellikle Ebro ve Guodalguivir ovalarıyla Manche’de Akdeniz ikliminden farklı olarak yazlar sıcak, kışlar sert geçmektedir. Toplam yağış göreceli olarak düşüktür.

Pirene Dağları, kuzeyde önemli bir doğal engel oluşturmuştur. Bu dağlar sayesinde yarımada mantığından çıkarak ada kimliği almış, yalıtılmış olarak varlığını sürdürmüştür ancak dünyanın merkezinde gibi bulunmaktadır. Avrupa’nın iki deniz arasından Afrika’ya uzattığı bir engelli köprü gibidir. Keltler, Kartacalılar, Romalılar, Vandallar, Süevler, Bizanslıları, Vizigotlar, Araplar, Franklar, Fransızlar buradan geçmişlerdir. Pirine Dağları doğal bir sınır olarak İspanya ile Fransa arasındadır. Pirine dağlarını şekil 1’de görebilirsiniz. Dağcıların ve yürüyüş severlerin tercih ettiği rotalardan birisidir. 

Şekil 1: Pirene dağları

Pirene Dağları

İspanya başka bir konuda dünyadaki tek örneği olan ülkedir. Organ bağışında dünya birincisidir. Doğdukları zaman İspanya vatandaşları, organ bağışı yaparak dünyaya gelirler. Sonra reşit olunca, gidip  “organlarımı bağışlamak istemiyorum” diye beyanda bulunur ve iptalini istemektedirler. Türkiye’de ise organ bağışı tam tersidir. Gönüllüler organ bağışı için beyan vermektedirler. İspanya’da anayasa ile insanların yaşam hakkı ellerinde tutulmaktadır.

Rakamlarla İspanya

Yüzölçümü : 50.479.000 Ha
Nüfus : 48.300.000 (2024)
Nüfus Yoğunluğu : 89,6 kişi/km2 (2024)
Kişi başı GSYİH : 1.419 trilyon Dolar
İspanya’nın topraklarının %50’si tarımda kullanılmaktadır. Fiziki haritası şekil 2’de görülmektedir.

Şekil 2: İspanya fiziki haritası

İspanya fiziki haritası

İspanya’nın ekonomik durumu beklentileri de aşan bir gelişme göstermiştir. İspanyollar artık daha rahat yaşıyorlar, daha çok tüketiyorlar, otomobilleri daha güzel son modaya uygun giyiniyorlar. Yaşam düzeyleri belirgin biçimde yükselmiştir. Hayat karşısında daha iyi donanmışlar, eğitim – araştırma amacıyla ve yurtdışı tatilleriyle dünyaya açılmaktalar. İspanyollar savaşarak, çoğu daha önceki medeniyetlerle kaynaşıp yerleşerek, zamanla varlıklarından derin kültür izleri bırakarak, dünyanın başka pek az yöresi birbirinden bu denli farklı ve bu denli önemli kültürlerin doğrudan etkisini alma fırsatı bulabilmiştir. İspanya’nın şehir haritası şekil 3’de görülmektedir.

Şekil 3: İspanya illere göre haritası

İspanya illere göre haritası

İspanyolların gözünde Avrupa Birliği, özellikle komşu Fransa’nın, akılcı ve laik değerlerine bağlı, düşünsel kesinlik ve yöntem arayıcısı olarak görüntüleniyordu. İki ülke arasındaki tarihsel kültürel karşıtlık öylesine şiddetliydi ki, Fransa’da Kral XIII. Louis «Keşke Türkler Madrid’i alsa!” diye beddua etmiştir. İspanyolları çok inceleyen, İspanya konusunda çokça çalışma yapmış Fransızlar, öteden beri «Afrika Pirenelerde başlar» demektedirler. İspanyollar da Pireneler’i anahtarı Fransa tarafında kalmış kilitli bir kapı olarak görüyorlardı.

Barcelona havalimanından şehre gidiş otobüsünde sizi Akdeniz Diyeti karşılamaktadır. Şekil 4’de bunu görebilirsiniz. Zeytincilik bir devlet politikasıdır. Siz burada bu kurallara uymak zorundasınız. Havalimanına indiğinizde sizi şehre götürecek otobüslerin tanıtıcı ekranlarında ülkeyi ve şehri tanıtmanın yanında zeytinyağı ile Akdeniz diyetine önem vermektedir. Bunu önemi gelen turistlere de bildirmektedir. 

Şekil 4: Barcelona Şehiriçi otobüs tanıtıcı ekranı

Turizm ülkenin önemli gelirlerinden birisidir. Her sene İspanya’yı barışçı yoldan istila eden yaklaşık 100 milyon turistin, İspanyolları neden tanımadıklarını açıklamak aslında kolaydır. İspanyollar kendi yaşamlarını, turistlerin sahte cennetinden özenle ayırmayı bilmişler ve şehirlerini ve kendilerini korumak istemektedirler. Ne tanınmayı ne de yaşamlarına karışılmasını sevmezler ve turistlerin onların hayatlarına karışmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almışlardır. Turiste gereken her şeyi sağladıktan sonra, turistleri gezecekleri zorunlu parkurlarında tek başlarına bırakıp kendi düzenlerini sürdürmeye devam ederler. Ülkelerine her yıl gelen turistlerden bıkmış İspanyollar, duvarlara “Turist Go Home” diye yazılar (şekil 5) yazmaktadır. Düzenlerinin bozulduğuna, hayat pahalılığına neden olduğuna, çevreyi kirlettiğine inanıyorlar. Suyun azalması ile kendi sularının turistler tarafından tüketildiğine inanmaktadırlar. Bu nedenle turistlere karşı bazı yerlerde tepki bulunmaktadır. 

Şekil 5: Barcelona’da otobüs durağına yazılan yazı

İnsan İspanya’da uzun süre gezip coğrafyanın kendisine sunduğu her yanını dolaşabilmektedir. Turistler güneşten, denizden, ören yerlerinden, folklor gösterilerinden, renkli fiestalardan coşkulu yortulardan ve eğlencelerden yararlanabilmektedir. Kendisi ısrarla aramadıkça bir tek İspanyollar gerçek bir ilişki kurmadan çıkıp gidebilir. İspanya’nın nüfusu 48 milyon, Türkiye’nin 85 milyondur. İspanya 2019’da turizm geliri 92,2 milyar Euro iken, Türkiye’nin 26,3 milyar Euro’dur. İspanya’ya gelen bir turist ortalama 1100 Euro harcarken Türkiye’de 585 Euro harcamaktadır. İspanya bu başarını neye borçludur? Bunu irdelemek turizm sektörünün işidir. Daha önce katıldığım bir toplantıda İspanyollar turizmde yaptıkları hataları Türk turizm yetkililerine bildirdiklerini söylemişlerdir. Bu önemli bir destektir. Yanlışları yapmadan doğru işlerle sektöre çok daha iyi yerlere gelecektir. Turizm sektörü önemli bir gelir kapısıdır. Ürettiğiniz ürünleri de satmanız mümkündür. Aynı ayarda otel ve lokantalarınızda günlük müşteri ile kazanç çok ciddi seviyelerdedir. Barcelona’ya futbol izlemeye bazı haftalarda ülke dışından 15 bin kişi gelmektedir. Bu esnaf açısından önemli bir gelir kapısıdır.

Tarihlerle İspanya

M.Ö. 218 – Romalıların İber yarımadasına ayak basarak fetih ve sömürgeleştirme hareketini başlatmaları

M.Ö. 19 – Fethin sona ermesi, Roma İmparatorluğu çerçevesinde Hispania eyaletleri bütününün oluşturulması

64 – 66 – Yarımadada ilk Hristiyanlık propagandasının başlaması

313 – Roma İmparatorluğunda Hristiyanlığın serbest bırakılması

409 – Yarımadaya ilk Cermen topluluklarının gelişi

476 – Batı Roma İmparatorluğunun ortadan kalkması

507 – Vizigotların yarımadaya yerleşerek başkenti Toledo olan bir krallık kurmaları

589 – Vizigotların Katolik mezhebini benimsemeleri

711 – Müslüman Arapların Tarık Bin Ziyad ve Musa Bin Nusayr Komutasında İber’e ayak basarak Guadelete savaşını kazanmaları

715 – Yarımadanın hemen tamamının Müslümanlar tarafından fehti

732 – Müslüman ilerleyişinin Frank Kralı Charles Martel tarafından Poitiers’de durdurulması

756 – Kurtuba Sultanlığının kurulması

929 – Müslüman devletin halifeliğe dönüştürülmesi

1030 – Halifeliğin parçalanması Taif krallıklarının doğuşu

1085 – Toledo’nun Hristiyanlar tarafından geri alınması

1090 – 1144 – Murabit Krallığı

1147 – 1224 – Muvahit Krallığı

1212 – Navas De Tolosa’da Hristiyanların zaferi

1214 – Palencia’da ilk üniversitenin açılması

1215 – Salamanca Üniversitesinin kurulması

1223 – Dominiken Tarikatının yarımadaya yerleşmesi

1225 – Fransisken tarikatının yarımadaya yerleşmesi

1236 – Kurtuba’nın Hristiyanlar tarafından geri alınması

1238 – Gırnata Sultanlığının kurulması

1337 – Sicilya’nın Aragon Krallığına katılması

1443 – Napoli Krallığının Aragon Krallığına katılması

1474 – İlk kitap basımının Valencia’da gerçekleştirilmesi

1477 – Kutsal Engizisyon Mahkemesinin kurulması

1492 – Gırnata’nın Hristiyanlar tarafından geri alınmasıyla yarımadada Müslüman egemenliğinin sona ermesi, Musevilerin yarımadadan sürülmeleri, Amerika’nın keşfi, İlk Kastilya Dilbilgisinin yayımlanması

1494 – Tordesillas Anlaşmasıyla Kastilya ve Portekiz’in yeryüzü paylaşmaları

1508 – Alcala Üniversitesinin kurulması ve Erasmus’a kürsü önerilmesi

1517 – Habsburg prensi Karl’ın İspanya’ya gelerek I. Carlos adıyla tahtı devralması

1519 – 21 – Meksika’nın fethi

1520 – I. Carlos’un V. Karl (Şarlken) olarak imparatorluk tahtını devralması

1521 – Lüther’in Worms Diyetinde mahkûm edilmesi

1522 – Şarlken’in I. Francois’ya karşı Pavia zaferi

1527 – Roma’nın İmparatorluk ordularında yağmalanması

1531 – 35 – Peru’nun fethi

1532 – İspanya’da Cizvit tarikatının kurulması

Yeni Dünyada ilk matbaanın Meksika’da kurulması

1538 – Yeni Dünya’da ilk üniversitenin (Santo Domingo) kurulması

1545 – 63 – Trento Konseyi çalışmaları Protestan Reformuna tepki olarak Katolik Reformunun gerçekleştirilmesi

1547 – Şarlken’in Protestanlara karşı Mühlberg zaferi

1551 – Meksika ve Peru üniversitelerinin kurulması

1556 – Şarlken’in İspanya Tahtından oğlu Felibe lehie feragati, Hollandalıların İspanyol egemenliğine başkaldırmaları

1557 – II. Felipe’nin Fransızlara karşı Saint Quentin zaferi

1558 – Devlet Maliyesinin ilk iflası, Şarlken’in Yuste manastırında ölümü

1559 – Cateau – Cambresis anlaşmasıyla İspanya’nın Avrupa’nın hâkimi durumuna gelmesi

1571 – II. Felibe’nin donanmasının Osmanlı donanmasına karşı İnebahtı zaferi

1563 – 83 – Escorial Sarayının yapımı

1581 – Portekiz’in sömürgeleriyle birlikte İspanyol İmparatorluğu’na katılması

1588 – Yenilmez Armadanın İngiliz donanması karşısında bozgunu

1597 – Hollanda’nın bağımsızlığını kazanması

1598 – II. Felibe’nin Escorial’de ölümü

1605 – 15 – Cervantes’in ünlü romanı Don Quijote’yi yayımlaması

1621 – III. Felibe’nin ölümü

1665 – IV. Felibe’nin ölümü

1700 – II. Carlos’un ölümüyle Habsburg’ların İspanya Tahtındaki varlığının sona erişi

1701- Bourbon prensi Philippe d’Anjou’nun İspanya’ya gelerek V. Felibe adıyla tahta çıkması

1701 – 14 – İspanya Veraset Savaşları

1714 – Kraliyet dil akademisinin kurulması, Utrecht ve Rastatt Anlaşmaları ile İspanya’nın Avrupa’daki konumunun değişmesi

1732 – Diario Historico gazetesinin yayına başlaması

1735 – Bourbon prensi Carlos’un Napoli Tahtına çıkması

1746 – 59 – VI. Fernando’nun krallığı

1759 – Napoli Kralı’nın III. Carlos olarak İspanya tahtına çıkması

1761 – Yayınların sansür hakkının Kiliseden devlete geçişi

1765 – 78 – Yurtsever Ekonomi Derneklerinin kurulması ve yaygınlaşması

1766 – Madrid’de Esquilache ayaklanması

1767 – Cizvit tarikatının ülkeden sürülmesi

1772 – 76 - Üniversitelerde reform

1783 – Osmanlılarla ilk ticaret anlaşması

1784 – Zaragoza’da ilk ekonomi kursunun açılması

1788 – III. Carlos’un ölümü IV. Carlos’un tahta çıkması

1789 – Fransız Devrimi

1793 – Fransa’da kral ve kraliçenin idamı, Konvansiyonun İspanya’ya savaş ilanı

1808 – VI. Carlos’un Fransa’ya sığınması, Napolyon’un ağabeyi Joseph’i İspanya Kralı olarak ataması
1808 – 11 – Fransızlara karşı İspanyol kurtuluş savaşı

1810 – 24 – Amerika’daki İspanyol sömürgelerin peş peşe bağımsızlıklarını kazanmaları

1810 – Cadiz’de ilk Ulusal Meclisin kurulması

1812 – Meclis tarafından ilk liberal anayasanın hazırlanması

1814 – 20 – VII. Fernando’nun mutlakiyetçi hükümdarlığı

1820 – 23 – Üç yıllık liberal yönetim

1823 – 33 – On yıllık mutlakiyetçi yönetim

1833 – 39 – Carlos yanlılarına karşı iç savaş

1833 – 68 – II. Isabel’in hükümdarlığı 

1842 – Barcelona’da ayrılıkçı hareketin başlaması

1869 – Giner de los Rios’un Kadın Eğitim Derneği kurması

1870 – İlk İspanyol işçi konseyi

1872 – 76 – Carlos yanlılarına karşı yeniden iç savaş

1873 – 74 – Birinci İspanyol Cumhuriyeti (11 ay)

1875 – XII. Alfonso’nun tahta çıkışı ve restorasyonun başlaması

1876 – Giner de los Rios’nun Özgür Öğretim Kurumu

1879 – İspanyol Sosyalist İşçi Partisinin kurulması

1885 – Kraliçe Maria Cristina’nın naipliği

1898 – ABD ile savaşta yenilgi, Amerika’daki son sömürgelerin elden çıkması

1902 – XIII. Alfonso’nun tahta çıkışı

1909 – Barselona’da trajik hafta

1914 – 18 – İspanya’nın katılmadığı I. Dünya Savaşı

1917 – Genel Grev

1918 – 20 – Bolşevik üç yıl

1921 – İspanyol ordusunun Fas’ta bozguna uğraması

1923 – 30 – General Miguel Primo de Rivera’nın diktatörlüğü

1931 – İkinci İspanyol Cumhuriyetinin kurulması

1933 – Falange’nin kurulması

1936 – (17 – 18 Temmuz) Afrika Ordusunun Cumhuriyete başkaldırmasıyla iç savaşın patlak vermesi

1938 – General Francisco Franco’nun ilk hükümetini kurmasıyla Diktatörlüğün başlaması, laikliğin kaldırılması, Cizvitlerin geri dönüşü

1939 – Barcelona ve Madrid’in düşmesi, İç savaşın cumhuriyetçilere karşı milliyetçilerin zaferiyle sonuçlanması (1 Nisan)

1939 – 1945 – İspanya’nın katılmadığı II. Dünya Savaşı

1950 – BM’nin İspanya’ya uyguladığı yaptırımları kaldırması

1953 – Vatikan ve ABD ile anlaşmalar

1955 – İspanya’nın Birleşmiş Milletlere girmesi

1960 – Ülkenin uluslararası ekonomi kuruluşlarına katılması ve endüstrileşmiş Batı Avrupa ülkelerine işçi göçü

1967 – İnanç özgürlüğü yasasının çıkarılması

1969 – Prens Juan Carlos’un geleceğin İspanya Kralı ilan edilmesi

1973 – Rejimin önde gelen kişilerinden General Carrero’nun suikastla öldürülmesi

1975 – Franco’nun ölümü (20 Kasım), diktatörlüğün sona ermesi ve Don Juan Carlos’un tahta çıkması (22 Kasım)

1977 – Komünist Partisinin yasallaştırılması ve genel seçimler: Suarez’in ilk demokratik Merkez birliği hükümeti

1978 – Yeni anayasanın halk oylamasıyla benimsenmesi

1982 – Genel seçimlerden sonra Felipe Gonzalez’in ilk sosyalit İşçi Partisi hükümetini kurması
İspanya’nın NATO’ya katılması

1986 – Avrupa Birliğine tam üyeliğin elde edilmesi

1988 – 89 – III. Carlos ve Aydınlanma Çağının uluslararası etkinliklerle anılması

1989 – (Ocak – Haziran) İspanya’nın AB Dönem başkanlığı

1992 – Amerika’nın keşfinin 500. yılı uluslararası etkinliklerle anılması

Atalarının tarih öncesi çağlarda Afrika’dan geldiği sanılan İberlerin ve Avrupa’dan gelen Keltlerin İspanyası vardı. Sonra Akdeniz’den gelerek koloniler kuran Fenikeliler, Yunanlılar, Kartacalılar kendi İspanya’larını oluşturdular. İber Yarımadası Doğu kökenli kültürleri içinde tutmaya ve diğer kültürlerle uzlaştırmaya öteden beri alışkın topraklardır. M.Ö. 3. yüzyılda çağın iki süper gücü olan Kartacalılar ile Romalılar Akdeniz egemenliği uğruna bir savaşa tutuştuklarında önemli tarih olaylarına sahne olmaya başladı. Bu dönem değişik topluluklar değişik uygarlıklar arasında birçok kez yinelenecek olan çatışmaların başlangıcıydı.

İber yarımadasında üslenen ve evrensel egemenlik emeli güden güçlere, Kartaca ve Roma’dan sonra kilise de eklendi. Hispania’nın özgün tarihsel kimliğinin belirmesi yolundaki ilk adımlar ise 3. yüzyıldaki bunalımın baş göstermesiyle atıldı. Yarımadada bulunan eyaletler 264 – 276 yılları arasında Frankların ve Süevlerin akınları sonunda barbarca yıkıma uğratıldı. Ülke o felaketten sonra ağır ağır toparlandı. Kendilerini kurtarabilmiş olan kentler çevrelerinde koruyucu surlar yükselttiler. Asıl önemlisi Hristiyan psikoposların Kiliseye Roma modelini izleyen düzen vermeleri, dolayısıyla Roma’nın devlet, hiyerarşi ve kültür anlayışını özümsemeleri imparatorluğun Hristiyanlaşmasını ve koruma altına girmeyi kabul etmeleri oldu.

Böylelikle imparatorluk merkezi Roma ile Hispania eyaletleri arasında Kilise ile devlet arasında yüzyıllar süren kopukluk ve çekişme sonra ermiş oluyordu. Artık kilise eski Roma topraklarına öylesine kök salmıştı ki, ülkeyi daha sonra ele geçiren Vizigotlar bile oralarda tutunabilmek için 6. yüzyılda Arilik’ten vazgeçip Katolikliği benimsemek zorunda kalacaklardı. Öteki Cermen toplulukları gibi Vizigotlar da Avrupa’nın yarımadaya armağan ettiği ırkların değişmez yolu olan Pirinelerin batı geçitlerinden gelmişlerdi. 5 – 6 yy’da Mesetanın (orta İspanya’da plato) önemli noktalarını ele geçirerek egemenlik kurdular. Vizigotlar başkentlerini Akdeniz kesiminde değil, yarımadanın göbeğinde Toledo’da kurdular. Böylelikle ilk kez olarak meseta yarımadanın siyasal merkezi durumuna geçti. Uzun yıllar İspanya’ya başkentlik yapan Toledo şekil 6’da görülmektedir. Şehir eski görüntüsüne yakın şekilde korunmuştur.

Şekil 6: Toledo genel görüntü

Yedinci yüz yılda Akdeniz havzasında yeni bir süper güç belirdi. Dinin bayrağı altında fethe çıkan Müslüman Araplar Kuzey Afrika’daki eski Roma topraklarını ele geçirerek yıldırım hızıyla Avrupa’nın güney kapılarına dayandılar. İber Yarımadası 711 yılında fetih dalgasıyla sarsıldı. O büyük kargaşada neler olup bittiği tam olarak bilinmiyor. Cebelitarık boğazını geçen Müslümanlar Guadelete çarpışmasını kazandıktan sonra hızla ilerlediler. Dört yıl içinde kuzeydeki dağlık kesim dışında her yeri ele geçirdiler. Endülüs adını verdikleri Arap kesiminin başkenti Cordoba (Kutuba) oldu. Sekizinci yüz yılın ilk yarısında yarımadaya gelen Müslümanların sayısı bazı kaynaklara göre 60 bin, bazı kaynaklara göre daha fazlaydı. Fatihlerin sayıca azınlıkta kalmasına karşın, dinlerini, dillerini ve kültürlerini hemen yaydılar. İspanya Afrika arası yakındır. Gözle görülebilir. Şekil 7’de bu uzaklık görülmektedir.

Şekil 7: İspanya topraklarından Afrika kıtası görüntüsü

Uzaydan çekilmiş fotoğrafta (şekil 8) görüldüğü gibi iki kıta birbirine çok yakındır. Yüzerek geçildiği bilinmektedir. Bulutsuz ve pussuz havalarda karşılıklı görülmektedir. Boğaz adını Tarık Bin Ziyad’dan almıştır. En dar yeri 14,2 km’dir.  

Şekil 8: Uzaydan Cebelitarık boğazı

Onuncu yüzyıl başlarında Arap egemenliği Endülüs’te siyasal, ekonomik ve kültürel bakımlardan doruğuna ulaştı. Yeni tarım tekniklerinin getirilmesi ve sulama sisteminin geliştirilmesiyle Guadalquivir vadisi, Genil çukurluğu ve Malaga’dan Tortosa’ya kadar uzanan Akdeniz kıyıları bahçelere, bostanlara dönüşmüştür. Kentlerde özellikle Kurtuba, Sevilla ve Malaga’da ipek dokumacıları, maden ustaları ve çömlekçiler feodal Avrupa’nın giderek artan isteklerini karşılamaya ancak yetmekteydi.

Güneyde Almeria Batı’nın en zengin limanlarından biri ve Endülüs ile Bağdat halifeliği arasındaki ticaretin kilit noktasıydı. Başkent Kurtuba’dan bolluk ve incelik yayılıyordu. O darlık döneminde piyasada önemli miktarda altın dolaşıyordu. Hristiyan dünyasının sınırlarını aşan Müslüman paraları İspanya’nın İslam kesiminin etkisinin Avrupa’nın uzak köşelerine vardığını gösteriyordu. Yüzyılın sonlarında Kurtuba Halifeliğinin kurucusu III. Abdurrahman sayesinde Endülüs Avrupa’nın en güçlü devletiydi demek yalan olmaz. Parlak görkemiyle Avrupa’nın Cermen kökenli saraylarının gözünü kamaştırıyordu.

Şekil 9: Gırnata’nın düşüşü tasviri (2 Ocak 1492) Kraliçe İzabel ile kocası Kral Ferdinand’ın Gırnata’ya girişi (Francisco Pradilla y Ortiz, Senato Sarayı, Madrid)

Endülüs’ten öteden beri denizcilik gelenekleri bulunan Atlantik kıyılarına Cenovalı bir denizci gelmiştir. Portekiz’de yerleşmişti. Bir Portekizli kadınla evliydi ve İtalyan bilim adamı Toscanelli’nin bulgularına dayanan ilginç bir öneri getiriyordu. Hep Batı’ya giderek Doğu’nun zenginliklerine ulaşmak hedefindeydi. Karşılığında bazı istekleri vardı. Okyanus amirali sanı, fethedeceği toprakları yönetme hakkı ve sağlayacağı parasal kazancın yüzde 10’unu istiyordu. Kraliçe Isabel tasarıyla çok ilgilendi, yine de destek vermeden önce Kolomb’u yıllarca bekletti. Niyeti ilkin Reconquista’yı tamamlamaktı. Sonunda Ocak ayında Granada düştü. Ağustos başında Kolomb üç gemisiyle Palos limanından dünya tarihini değiştirecek olan upuzun çetin yolculuğuna çıktı. 12 Ekim günü şafak sökerken Bahama Adaları’ndan Guanahani’ye ulaştı. Elinde kastilya bayrağıyla karaya çıkıp diz çöktü San Salvador adını verdiği o topraklara İsa adına el koydu.   

Başlangıçta Kolomb da İspanyollar da umduklarını pek bulamadılar. Çok geçmeden araları açıldı. Kolomb 1505’te yüce koruyucusu Kraliçe Isabel’in ölümünden iki yıl sonra Valladolid’de bir manastırda yoksul ve yalnız hayata gözlerini yumdu. Hindistan’ı ararken Amerika’yı bulmuş olduğunu bilmeden öldü. Bunu anlayan Americo Vespucci olacaktı. Yine bir İtalyan yine Kastilya’nın hizmetinde birisidir. İspanyollar düşledikleri altına hemen kavuşamamışlardı ama umduklarından fazlasını bulacaklardı. Olaylar birbirini izledi. İspanyol asıllı Papa VI. Alexander yeni toprakları onlara hibe ve helal etti. Sonra Cortes, Pizarro ve daha başka conquistadorlar Kutsal savaş ruhunu Yeni Dünya’ya taşıdılar. Aradıkları altını da buldular. Çoğu Peru’daydı. İnkaların İmparatorunu öldürüp kentlerini ele geçirdiler.

İspanyolların fetih destanı Amerika’nın yerli halkı için tutsaklık, yoksulluk, yıkım getiren bir sömürge düzeninin yerleşmesi anlamına gelmekteydi. Ateşli silah nedir bilmeyen ama birçok bakımlardan gelişmiş uygarlıklar yaratmış bulunan Mayalar, İnkalar, Aztekler eriyip gittiler. Kuzey Amerika’nın bir bölümü Orta ve Güney Amerika’nın hemen tümü Kastilya’nın dilini, dinini ve kültürünü benimsemek zorunda kaldı.  

Aydınlanma çağı uygulamalar açısından da ekonomide büyük yeniliklere tanık oldu. Tarımın çeşitli sorunlarına çözüm arandı. Küçük toprak sahiplerinin sayısı arttırıldı. Issız bölgeler yerleşime açıldı. Sulama kanalları yapıldı. Ürünler çeşitlendirildi. Üretim serbestleştirildi, pamuk gibi endüstri bitkilerinin ekimine başlandı. Birçok yeni fabrika (ipekli ve yünlü dokuma, cam, halı, porselen) açıldı. Derneklerin ve kişilerin endüstriyel etkinlikleri özendirildi. Endüstri ve ticarete destek verecek kuruluşlar oluşturuldu. Becerikli Fransız banker Cabarrus San Carlos bankasını kurmakla görevlendirildi. O zaman değin devletçe ihmal edilmiş olan kenar bölgelerin kentlerinde (Valencia, Malaga, Cadiz, La Coruna, Santander, Bilbao) gerçek bir endüstri devrimi başladı. Hatta yeni merkezler doğdu. İspanya 1760’ta kıyı bölgeleri nüfus, gelir ve yaşam düzeyi bakımından iç kesimleri geleneksel merkezini oluşturan Kastilya ve eski Aragon’u geride bıraktılar. 1775-85 arasında dışsatım yüzde 1000 artarak yeni yatırımlara geniş olanak sağladı. General Franco “Biz İspanya’nın gerçek özüne dönmesine olanak veren bir devrim yaptık” demiştir. Şekil 10’da General Franco görülmektedir.

Şekil 10: General Franco

1933'te tutucu güçler yeni cumhuriyetin denetimini ele geçirince, Franco eski görevine geri döndü. 1934'te de tümgeneralliğe yükseltildi. Aynı yılın ekiminde, hükumete üç sağcı üyenin alınmasına karşı çıkan Asturiaslı maden işçilerinin ayaklanmasını bastırmakla görevlendirildi. Bu görevde başarısıyla ün kazandı. Mayıs 1935'te genelkurmay başkanlığına getirilen Franco, antimilitarist yönetim sırasında zayıflamış olan disiplinli ve askeri kurumları yeniden güçlendirmeye girişti.

Merkez sağ hükümet kırsal bölgeleri denetleyemez duruma gelince Ocak 1936'da Parlamento dağıtıldı. Yeni seçimlere gidildi, seçimlerde cumhuriyetçi ve sol eğilimli partilerin oluşturduğu Halk Cephesi, kralcı Milliyetçi Cephe'ye karşı büyük bir zafer kazandı. Franco, ülkede karışıklıkların giderek arttığını ileri sürerek, hükumetten olağanüstü durum ilan etmesini istedi. Ama başvurusu reddedildi ve Franco genelkurmaydan uzaklaştırarak Kanarya Adalarında önemsiz bir komutanlığa atandı. Bir süre sonra, Halk Cephesi iktidarını devirmek için planlar yapan sağcı subaylarla ilişki kurarak darbe hazırlıklarına girişti.

Bu planlar İspanya İç Savaşı'nın temel taşlarıydı. Franco'nun askeri ayaklanmayı ilan eden bildirgesi 18 Temmuz 1936 gününün şafağında, Kanarya Adalarında radyodan yayımlandı; o sabah anakarada ayaklanma başladı. José Sanjurjo'nun ölümünden sonra Faşist hareketin başına geçti. Ardından ordusuyla beraber İspanya'ya çıktı ve Madrid'e doğru ilerlemeye başladı.  Madrid ve Barselona dışındaki garnizonların çoğunun ayaklanmaya katılmasıyla üç yıl sürecek İspanya İç Savaşı başlamış oldu. Yeni milliyetçi hükumetin başkanlığına, 1 Ekim 1936'da, Nazilerin iktidarda bulunduğu Almanya ile faşist yönetimin altındaki İtalya'dan da yardım sağlayabileceği anlaşılan Franco getirildi. Ama Franco hükumeti, üç yılı aşkın süre boyunca ülke çapında tam bir denetim kuramadı. 30 Ocak 1938'de devlet ve hükumet başkanlığı ile kara ve deniz kuvvetleri başkomutanlığına getirildi.

Artık İspanya'nın diktatör lideri olan Franco'nun ilk hedefi, İspanya'ya İç Savaş'tan önceki gücünü yeniden kazandırmaktı ancak İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması ile zor günler yaşamaya başladı. İspanya İç Savaşı, 17 Temmuz 1936 – 1939 yılları arasında İspanya’da karşılıklı memnuniyetsizliklerin sebep olduğu cumhuriyetçi ve milliyetçi taraflar arasında çıkan iç savaştır. 16 Temmuz 1936 tarihinde General Mola, General Goded ve General Francisco Franco  “Cumhuriyetçi Halk Cephesi” yönetimine karşı isyan başlatmasıyla başlayan iç savaş 3 yıl sürmüştür ve bilançosu çok ağır olmuştur. 600.000 insan hayatını kaybetmiştir. 

Franco’nun kendisini bu denli yücelterek tanımlaması ve görevi Tanrı’dan  aldığını belirterek kutsallaştırması, psikolojik olarak diktatör olduğunun açık ve net göstergesi olarak görülebilir. Franco, II. Dünya Savaşı sırasında yansızlık siyaseti izlediğini söylese de Nazi Almanya’sının önderi Adolf Hitler‘e ve Faşist İtalya’nın önderi Benito Mussolini‘ye duyduğu hayranlığı ve yakınlığı açıkça göstermekten geri durmamıştır. Almanya, İtalya ve Japonya ile 1939 Mart ayında Anti-Komintern Pakt’a dâhil olan Franco, tarafını açıkça belli etmiştir. Hitler ve Mussolini’yi örnek alan Franco, yönetim karşıtlarını acımasızca baskı altına almıştır.

Franco, görece Hitler'e daha yakın bir çizgi izlemekle birlikte, diplomatik ve askeri alanlarda doğrudan bir taahhütten dikkatle kaçındı. Ama Hitler'in kısa zamanda kesin bir zafer kazanma şansı olsaydı, Franco'nun Almanya'nın yanında savaşa katılacağını doğrulayan bazı kanıtlar da vardır. 1947'de "Katolik ve Sosyalist Bir Devlet" olarak tanımlanan İspanya'yı yeniden bir krallığa dönüştüren veraset yasasını kabul ettirdi ve kendisini devletin ömür boyu koruyucusu ve kral naibi atadı. Son Faşist Diktatör olarak nitelenen Franco bir dönem boyunca, en çok nefret edilen Batılı devlet başkanı oldu.

1955 yılı sona ererken Franco, yılbaşı mesajında İspanyollara şöyle seslenmek gereğini duydu: Sizi bir tehlikeye karşı uyarmak zorundayım. Kitle haberleşme araçlarının yaygınlaşmasıyla, radyo dalgalarının, sinema ve televizyonun zorlamasıyla kalemizin mazgalları genişlemiş bulunuyor. Ahlak nedir bilmeyen yabancı basın ve yayın havalarda uçuşuyor. Dışarıdaki hava pençelerimizden girip çevremizi kirletiyor demişti. General kendi açısından kaygılanmakta haklıydı. 1956’da İspanyol Radyo Televizyonu kuruldu. Toprak Franco’nun ayakları altında titremeye başlamıştı. Giderek kendi ülkesinin gerisinde kalmaya hükümlüydü.    Yine de 1958’de görülen lüzum üzerine Milli Hareketin Temel ilkeleri bir yasa çerçevesinde toplanarak açıklandı.

9 Temmuz 1974 tarihinde, yaşlı Franco, çeşitli sağlık sorunları yüzünden hastalandı ve görevi devretti. Resmi olarak, 20 Kasım 1975 tarihinde, 82 yaşında El Pardo sarayında öldü. Yaşamı esnasında zeytin bahçelerinin düzenlenmesi, yeniden tesisler ve kooperatifçilik konusunda ülkesinde ciddi çalışmalar yapmıştı. 

İspanya’nın en önemli şehirlerinden birisi Barcelona’dır. Şekil 11’de havadan çekilmiş görüntüsü bulunmaktadır.

Şekil 11: Havadan Barcelona

Katalonya’da ünlü mimar Gaudi Barcelona’nın benzersiz ve bitmeye kilisesi Sagrada Familia’yı çizerken çözümsüz mudejar karmaşasından esinlenmiştir. Şekil 12’de halen daha bitmeyen kilisi Sagra De familia görülmektedir. Barcelona İspanya’nın sanayi kentidir. Çok ciddi turist çekmektedir. Sanayisi güçlüdür. İspanya’nın ekonomisi gelir olarak büyük katkı sağlamaktadır.

Şekil 12: Sagra de Familia

Barcelona’da turistler için gezilecek yerlerden bir tanesi de Mimar Gaudi parkıdır. Yüksekçe bir tepede bulunmaktadır. Her gün birçok gezgini de ağırlamaktadır. Yeşillikler içerisinde zaman geçirebileceğiniz bir parktır. 

Şekil 13: Gaudi parkı Barcelona

Gaudi’nin evi (şekil 14) Barcelona’da gezilmesi gereken yerlerden biri olarak gösterilmektedir. İçerisi ve dışarısı çok güzeldir. Turistlerin uğrak yerlerinden bir tanesidir. Gece de dışarıdan bakıldığında güzel bir ışıklandırma ile çok hoş görünmektedir. Bu cadde aynı zamanda Barcelona’nın gezilmesi ve görülmesi gereken caddelerinden bir tanesidir. Barcelona etrafında zeytincilik faaliyeti Endülüs’e nazaran daha azdır. Satış yerleri ve üretim ile alakalı işletmeler çok fazla bulunmamaktadır. Barcelona’nın batısında bulunan Leida kentine yakın yerlerde daha fazla işletme bulunmaktadır. Ayrıca Arbequina çeşidi üretimi yapan Agromilloria firması Leida Barcelona arasındadır.

Şekil 14: Gaudi evi Barcelona

Zeytincilik faaliyetleri ülkesel bir birlikteliktir. Görsellik ve görünürlük faaliyetleri memleket meselesidir. Ülke politikası içinde yer aldığı için hediyelik eşyaların içerisinde zeytin desenleri ön plandadır. Şekil 15’de görüldüğü gibi İspanyol zeytin çeşitleri aşçı önlüğü olarak tasarlanmıştır. Gelen turistlerin geri döndükleri yanlarında götürdükleri hediyelerden olan önlük, hiç zeytin yetişmeyen ülke insanları ve zeytin tüketicileri için çok önemli bir tanıtım faaliyetidir. Türkiye tekstil sanayisinde güçlü olmasına rağmen bu tip hediyeliklerde zayıftır. Bu tip tanıtımlar ülke politikası olmalıdır.

Şekil 15: İspanya Zeytin çeşitleri aşçı önlüğünde

İspanya görselliğe önem vermektedir. İtalya kadar bu alanda iyi olmasa bile bazı doğru adımları bulunmaktadır. Şekil 16, 17, 18, 19, 20 ve 21’de görüldüğü üzere, posta pullarında zeytin desenleri bulunmaktadır. Zeytin ağaçları pulların üzerine işlenmiş ve tüketicilerin akıllarına gelmesi sağlanmıştır. Bunlar basit ama etkin tüketici tanıtımlarıdır. Bugün pul az kullanılmaktadır. Pul kolleksiyonerleri halen daha pul toplamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti her yıl belirli günlerde ülkenin tarımsal ürünlerini tanıtıcı pulları bassa ve kolleksiyonerlerin beğenisine sunsa, sonrasında da basın ve sosyal medya aracılığıyla bunu duyursa tanıtıcı faaliyet yapmış olur. Dünyanın her ülkesinde halen pul toplayan kişiler vardır. Türkiye’de tarım ürünleri pullarını diğer ülke kolleksiyonerlerine sunmuş olmak önemli bir tanıtım faaliyetidir.  

Şekil 16: Zeytin ağaçlı pul

Şekil 17: Zeytin meyveli pul

Şekil 18: Zeytin meyveli pul

Şekil 19: Zeytin meyveli pul

Şekil 20: Zeytin meyveli pul

Şekil 21: Zeytin meyveli pul

İspanya ve Zeytin

13- 14 sezonunda üretim rakamları

İspanya 1.250.000 ton

İtalya 250.000 ton

Yunanistan 300.000 ton

Tunus 120.000 ton

Türkiye 180.000 ton

Suriye 125.000 ton

Fas 70.000 ton

İspanya’da zeytin üreticisi bölgeler

En büyük zeytinyağı üreticisi bölge, üretimin %75 ini gerçekleştiren Endülüs bölgesidir. Burası ayrıca dünyanın da en büyük zeytin üreticisi bölgesidir. Onu üretimin %14’ü ile Castilla – La Mancha ile Extremadura, %4’ü ile Katalunya ve yaklaşık %1 ile Aragon ve Valensiya izlemektedir. İspanya’daki 1.814 zeytinyağı üreticisinin %45’i Endülüs’te olup bunun %40’ı da Jaen’dedir. İspanya’daki zeytinciliği Türkiye’deki ile karşılaştırırsak, İspanya’da uzun yıllar üreticiye zeytinyağında kilo başına 1.3 Euro destekleme pirimi ödenmektedir. Bahçeler daha topludur. Üretim toplu haldedir. Kooperatifler çok etkindir. Üreticiler bahçelerinin bakımları ile ilgilenmektedir. Hasat ve satış için üreticiler kooperatife yetki vererek tek işleri bahçe bakımı olarak yaşamlarını sürdürmektedir. 

Avrupa Birliği’nin tarımsal destekleme reformu kapsamın yapılan değişiklikle şimdi de kilo başına ödeme yerine alan bazında destekleme ödemesi yapılmaktadır. Buna göre 2007 – 2013 yılları arasında İspanya’da zeytin üreticisine hektar başına üreticiye 550 Euro doğrudan destek ödenmiştir. Türkiye’de ise zeytin üreticileri bu türden desteklerden ne yazık ki yoksundurlar. Zeytinyağında 2015 yılında ödenen pirim miktarı 70 kuruştur.

İspanyol Çiftçi örgütü ASAJA 14 – 15 sezonunda bütün İspanya’da 1.160.000 tonluk zeytinyağı üretimi olduğunu bildirmiştir. Bu üretim miktarının yaklaşık %83’ünün (960.000 ton) Endülüs Bölgesinde olduğu söylenmiştir. İspanya dünya pazarında ağırlığını daha çok hissettirmektedir. 2014 senesinin flaş haberlerinden biri de İspanyol SOS Grubu’nun Ünilever’e ait İtalyan Bertolli markasını satın almasıydı. İspanyollar, üretimin yanı sıra ticari anlamda da inisiyatifi ellerine almaya, İtalyanların dünya pazarındaki liderliğini tehdit etmeye başladılar. Yani İtalyan zeytinyağı, İspanyolca konuşmaya başlıyor ve dünya pazarlarına girmeyi hedeflemekteydi.   

İspanya'da Zeytin Tarihi

İspanyolların zeytin yetiştiriciliği ile tanışmalarının Akdeniz ticaretini ellerine geçiren Fenikeliler sayesinde (M.Ö. 1050) gerçekleştiği söylenmektedir. Milattan önce 16. Yüzyıldan itibaren Fenikeliler doğu kıyılarından en batıdaki İspanya sahillerine kadar kuzeydeki ve güneydeki bütün Akdeniz adalarına ve kıyılarına zeytin ve zeytinyağı ticaretini yapmakla bu yayılımın en büyük temsilcilerinden biri olmuşlardır. İspanya’da az bulunan yaşlı zeytin ağacı olduğu söylenen ağaç, şekil 22’de görülmektedir. 

Şekil 22: İspanya’da yaşlı bir zeytin ağacı

İspanya’da Fenikelilerin buraya ulaşmalarından itibaren zeytin ekimi başlamış ancak Roma döneminde yükselişini yaşamıştır, Endülüs zamanında ise Araplar Kuzey Afrika boyunca beraberlerinde yanlarındaki farklı zeytin türlerini de getirmişler ve bölgede ekimi daha da yaygınlaştırmışdır. Sonraları zeytin dünyanın diğer bölgelerine yeniçağ zamanındaki okyanus aşırı deniz seferleriyle de yayılmaya devam etmiştir.

İspanyolca zeytin (aceituna), zeytinyağı (aceite) ve zeytin ağacı (acebuche) sözcüklerinin kökeni de Arapça’dır. Yüzyıllar sonra zeytin ağacı, Avrupa’dan gelen İspanyol misyonerler aracılığıyla, Kuzey ve Güney Amerika’da yetiştirilmiştir. 15. yüzyılda Sevilla’dan götürülen zeytin fidanları, önce İspanyollar tarafından fethedilen Batı Hint Adaları’nda dikilmiş, sonra Amerika kıtasına yayılmıştır. Rönesans’ın sonundan Avrupa güçlerindeki kolonileşmeye kadar zeytinler, kâşifler ve kolonistler tarafından yayılmıştır. 1560’larda zeytin kuruları İspanyol kâşifler tarafından Meksika’ya oradan da Peru’ya taşınmıştır.     

Tapas adı altında bize göre biraz farklı olan, bir ara öğün yemek kültürü vardır. Kızarmış ekmek, domates sosu, zeytinyağı, peynir, deniz ürünleri ile hafif atıştırmalık bir yeme kültürü bulunmaktadır. Aynı malzemeler ile çok değişik tatları yakalayabilirsiniz. Kişisel ve bölgeye özgü farklı lezzetlerdir. Akşamüzeri karnınız acıkınca hafif bir şey yemek istediğinizde önünüzde çok fazla seçenek bulunmaktadır. Tapasın tek bir kuralı bulunmaktadır, basit malzemelerle çok değişik ve harika tatlar yakalamak en basit kuralıdır. Tapas şekil 23’de görülmektedir.

Şekil 23: Tapas

İspanya’da öğle yemekleri uzun zamana yayılır. Siesta ile birlikte düşünülmelidir. Şekil 24’de yol üstü lokantası görülmektedir. Sohbetlerle birlikte yemeklerini tüketirler. Aslında iş yemekleri ve akşam yemeklerinde küçük gruplar birlikte yemek yerler ve günlük hayatlarında sohbet ederler.

Şekil 24: Yol üstü restoranında

Öğle yemeklerinde hafif tarifler bulunmaktadır. Porsiyonları azdır. Aslında İspanyollar az yemek yerler ve Türklere göre daha az kiloludurlar. Yemek yeme süresi uzundur. Sohbet ile geçirilir. Yemek süresi üç saate kadar çıkabilir. Yemeğin yanında hafif alkollü içecekler tüketirler. Yemekten ve sohbetten keyif alırlar. Yavaş yerler ve acele etmezler. İspanyollar tipik Akdenizlidir. Sosyalleşme çok önemlidir. Küçük bir kasabada Türkiye’deki kahvehanelere benzer özellikte insanların bir araya geldikleri mekânlar bulunmaktadır. Burada bir araya gelenler sohbet ederek oyun oynamaktadırlar. Şekil 25’de oyun oynayan kasaba sakinleri görülmektedir.

Şekil 25: Kasabada kahvehane

Kasabadaki kahvehanenin oyun bölümünün yanında sohbet edilecek bir bölümde yapılmıştır (şekil 26). Kasabanın genç nüfusu şehirde üniversitede okumakta veya çalışmaktadır. Belianes kasabası küçük bir kasabadır. Bu kasaba daha çok zeytincilik faaliyetiyle ön plana çıkmaktadır. Kasabada zeytinyağı fabrikası bulunmaktadır. Diğer sanayi kolları bulunmamaktadır. Çevresinde tarımsal kooperatifler bulunmaktadır. Üzüm bağları ve zeytincilik yanında tarla tarımı da yapılmaktadır. Kırsalda tarım turizmi otelleri bulunmaktadır. Kasabada yeni yapılaşma yoktur. İhtiyaçları kadar işletme bulunmaktadır. 

Şekil 26: Kasabada kahvehane

Endülüs

TVNet kanalında 2019 yılının ramazan ayında her gün Endülüs medeniyeti konuşuldu. Şekil 27’de tanıtıcı reklamı görmektesiniz. Avrupa’nın içerisinde çok uzun yıllar Endülüs Emevi Devleti anlatıldı. Felsefesi, yaşantısı bugün bile İspanya’da yaşatılmaktadır. Günümüzde tarihçiler İspanya Endülüs bölgesini araştırmaktadır. Avrupa’nın içerisine gelen Müslümanlar iki medeniyeti harmanlamış ve uzun yıllar burada ilim ve bilim üretmişlerdir. Şiirin ve sanatın ülkesi Endülüs olarak tanıtımları yapıldı. Farklı din ve dillerde insanları uzun süreler birlikte yaşamaları ve bu yaşamlarında birlikte deneyimledikleri etkileşimleri anlatıldığı program youtube kanalından izlenebilir.

Şekil 27: Endülüs’te Ramazan

Ramazanın her günü iftara yakın İspanyol ve Türk bilim insanlarını konuk alan program geçmişten bugüne Endülüs’ü ve İspanya Türkiye ilişkilerini konuştular. İspanya’da o dönemlerde 60 kilometre uzaktan aynalarla haberleşme yapıyorlarmış. Savaşların basit ama etkin kuralı muhabere kolay, basit ve anlaşılır olacaktır. Şekil 28’de konuk ve arkasında Elhamra Sarayı görülmektedir. Bu tepe Granada’yı ziyaret eden turistlerin çıktıkları tepedir. Buradan fotoğraf çektirmektedirler. Sarayın biletleri üç gün öncesinden tükenmektedir. Erken ilkbaharda ve sonbaharda gezmenizi öneririm.

Şekil 28: Endülüs’te Ramazan programı

''Şimdi ben kendi vatanımda el oldum

Elveda Endülüs''

Elhamra sarayının içi çok güzeldir. Saraya giremediğiniz zaman üzülmeniz gerekir. Bilet bulduğunuzda ise kendinizi şanslı hissetmelisiniz. Uzak tepeden saraya bakmak çok keyiflidir. Uzun uzun seyreder, güzelliğime hayran olur hayal kurarsınız. Özellikle gün batımında gitmenizi öneriyorum (Şekil 29).

Şekil 29: Elhamra sarayı uzaktan genel görünüş

Paylaş


İLGİLİ

Makaleler